Ülkemizde daha çok Amerikalı milyarder işadamı olarak tanınan Malcolm Forbes’in Ağustos ayının ilk günlerinde önce Ankara’da, daha sonra kısa aralıklarla Ürgüp, Pamukkale ve Efes’te uçurduğu “Muhteşem Süleyman” balonu basında çıkan haber ve röportajlara bakılırsa kamuoyunun yakin ilgisini çekti denilebilir. Gerçi balon son durağı olan İstanbul’da yeterli hava koşullarının bulunamaması nedeniyle uçurulamadı, Bursa ve Denizli’deki uçuşu sırasında da tatsız olaylar yaşandı, ciddi sayılabilecek kazalar zorlukla önlendi, Pamukkale’de travertenlerin üzerinde uçurulan balon havada çok kısa bir süre kaldı ve gazete haberlerine bakılırsa, orada beklenenin aksine, gerekli ilgiyi göremediği için programlanan zamandan önce yere indi. Forbes’in deyimiyle bir “dostluk turu” idi bu. Amaç 54 metre boyundaki Kanuni adıyla “müsemma” bu muhteşem balonu Türkiye semalarında gezdirerek, Amerikan dostluğuna bir katkı sağlamaktı. Böylece diplomatik ve alışılmış geleneksel dostluk turlar yanında, gösteri ve sansasyon yönü ağır basan, bir parça da “sanatsal” içerik taşıyan bu tür kişisel girişimlerin daha etkili sonuçlar doğurabileceği de kanıtlanmış oluyor.
Ben, balonun uçurulduğu sırada Ankara dışında bulunduğumdan, gösteriyi izleme olanağı bulamadım. Özellikle Ankara’da heyecan ve merak uyandırmış olduğunu tatil dönüşü anlatılan izlenimlerden öğrendim. Bu heyecan ve merakı doğrusu ya doğal karşılamak gerekiyor. Hezarfen’in torunları olarak “uçma” eylemine ya da çocukluk yıllarımızın uzak anılarında sıcaklığını her zaman korumuş olan uçurtma uçurma tutkusuna az ya da çok aşina değil miyiz? İstanbul’da yakın yıllara kadar uçurtma şenlikleri yapılırdı. Şimdilerde de yapılıyor mu bilmiyorum. Bugün bile gökyüzünde olanca görkemiyle, güzelliğiyle salınan bir uçurtma bir anda dikkatlerimizi o yana çevirmeye yetiyor. Kentler sağlıksız biçimde büyüyüp, çocukların oyun alanları daraldıkça, o güzelim uçurtmalar da semalarımızdan bir bir siliniyor. İstanbul’a gidişlerimden birinde Üsküdar’ın açıklık bir yerinde -Burhan Uygur’un kulakları çınlasın- büyüklü-küçüklü insanların neşe içinde uçurtma uçurduklarını görünce dayanamayıp, bir uçurtmanın ipini kaptığımı, çocukluk yıllarımın heyecanını bir saatliğine de olsa yeniden yaşadığımı anımsarım. Şimdinin çocukları belki şeytan uçurtmasının bile ne olduğunu yeterince bilmiyorlardır. Yaşam boyunca renkli rüzgâr fırıldaklarıyla oyalanmayı mutluluk nedeni saymış olan Sabahattin Eyüboğlu’nun birçoğumuza garip gelen bu tutkusuna gelin de hak vermeyin.
Her neyse...
Ben sözü gene Forbes’e ve balonuna getirmek istiyorum. Forbes, ülkemizde güncelleştirdiği balonun, asıl adıyla “kapitalist alet"in -ya da oyuncağın- yaratıcısı olarak tanındı. Türkiye’de kaldığı süre içinde kendisiyle yapılan görüşmelerde de bu yönü vurgulandı. Kuşkusuz “Muhteşem Süleyman” balonu, Forbes’in dostluk turuna çıkardığı ilk balon değildi. Daha önce ziyaret ettiği ülkelerde de, o ülkelerin kültür ve gelenekleriyle ilgili değişik balonlar uçurmuştu.
- Japonya ile Amerika arasındaki ekonomik gerginliği yumuşatmak amacıyla Japonya’da, ünlü Altın Tapınak balonuyla uçmuş,
- Tayland’a fil balonuyla gitmiş, böylece Vietnam’dan Kampuçya yoluyla gelen bir tehdidin etkisini kendince hafifletmiş,
- Almanya ile ekonomik sürtüşmeleri Beethoven balonuyla güncel politik kapışmaların biraz olsun uzağına çekmeyi başarmış.
Bütün bunlar ve buna benzer yorumlar elbet Forbes’in kendinden kaynaklanıyor. Ama bunca yaygınlık kazanmış olmasına bakılırsa, bu yorumlarda abartı dozunu gözden uzak tutmasak bile, gerçek payı yok denemez herhalde. Malcolm Forbes, 50 yılı aşkın bir süredir bu tutkusunun peşinde. 18’inci yüzyılın sonlarında bir balonun içinde yün ve saman yakarak havadan daha hafif bir gazla yerden yükselmeyi başaran atası Montgolfier kardeşlerin başlattığı geleneği daha teknik bir düzeyde sürdürüyor. İlk kez 50 yıl kadar önce bir reklam panosunda görmüş Montgolfier balonunu, deneme uçuşuyla ilgili görüntü onu hemen etkilemiş. Sıcak hava ile doldurulan bir düzine balon satın almış ve denemelere başlamış. 1974’te Pasifik’ten Atlantik’e Amerika’yı geçme girişimi Amerika’da hayli heyecan uyandırmış. Forbes aynı zamanda motosiklet meraklısı. İki tekerlekli bir motorla Çin’i bir uçtan öteki uca katetmek için Çin yetkililerinden izin istemiş. Önce koparamamış bu izni. Araya Nixon ve Kissinger’i koyması da bir sonuç vermemiş. Ama 80’lik petrol kralı Armand Hammer aracı olunca sorun kaşla göz arasında çözümlenmiş. Çin’i katetme girişimi bu kadarla kalmamış. Pekin üzerinde balonla uçmuş ve askeri bir üsse iniş yapmış.
Ancak Forbes’in bizim basınımıza hiç yansımayan çok daha önemli bir yönü var.
Milyarder işadamı Malcolm Forbes, aynı zamanda dünyanın sayılı koleksiyoncularından biri.
Manhattan’daki büyük malikanesi Batı sanatının seçkin yapıtlarıyla dolu.
Bunlara sahip olmak için yeterli geliri var:
- Normandia’da Mansart tarafından yapılmış bir şato.
- Tanger’de bir saray,
- Londra’da, Tahiti’de, New Jersey’de evler,
- Montana’da 8 bin hektarlık bir arazi,
- Colorado’da 70 bin hektarlık bir avlak,
- Fidji’de bir ada,
- yatlar,
- uçaklar...
Kendisine ayda 50 milyon gelir sağlayan ünlü “Forbes Magazine” İskoç asıllı babasından kalmış.
Wall Street’teki gelişmelerle bu yayın arasında yakın bir ilişki var.
Kısaca, bugün en varlıklı 400 Amerikalıdan biri Forbes.
Adı Getty, Hunt ve Rockefeller’le birlikte anılıyor.
Forbes koleksiyonuna gelince bu koleksiyon, dünyanın en seçkin ve zengin Ön-Rafael’ci ressamları bir araya toplamasıyla ünlenmiş.
- Renoir,
- Lautrec,
- Van Gogh ve
- Gauguin gibi Fransız izlenimcilerini toplamakla koleksiyonculuğa ilk adımını atmış.
Daha sonra da ilgisini Ön-Rafael’ci ressamlar üzerinde yoğunlaştırmış.
Bugün Louvre da dahil olmak üzere, dünyanın büyük müzelerinde Ön-Rafael’ci ressamlar in çok az yer aldığını düşünürsek, Forbes’in bu ilgisindeki ayrıcalık da kendiliğinden anlaşılır.
Koleksiyondaki bu tür resimlerin sayısı 60’ı buluyor.
Aralarında
- Rossett,
- Millais,
- Hunt gibi ünlüler var.
Forbes bugün de dört oğlundan biri olan Christopher ile satış salonlarını ve galerileri dolaşıp, resim topluyor.
Bir bölümünü Çarlık Rusyası mücevherlerinin oluşturduğu koleksiyonda;
- minyatür gemi maketleri,
- el yazması metinler,
- sayıları 115 bini bulan kurşun askerler -bu konuda İngiltere ana kraliçesiyle yarışıyor- Malcolm Forbes’in malikanesini süsleyen yapıtlar arasında.
Milyarder baloncu 20 yıl kadar önce de Türkiye’ye gelmiş. Bu kez gelişinin yurt dışındaki merkezlerde açılan Kanuni sergilerinin yarattığı olumlu yankıyla ilgili olduğu anlaşılıyor. Başındaki kavuğu, sırtındaki kaftan ve belindeki kılıcıyla karşısındaki bir topluluğa seslenir gibi bir elini yukarı kaldırmış, hükmeder pozdaki Kanuni figürünün balon için ilginç bir konu oluşturması da bu kararda etken olmuş olmalidir. Ancak bu balon bize kalırsa Türkiye’de değil, Kanuni sergilerinin düzenlendiği İngiltere ve Amerika’da uçurulmalıydı. Sergiyle birlikte, balonun yaratacağı etki kuşkusuz daha geniş kapsamlı olacak ve serginin olumlu izlenimini daha da güçlendirecek, belleklerde daha uzun süre yaşamasını sağlayacaktı. Forbes’in ülkemizde yaptığı açıklamaya bakılırsa Kanuni balonu, Muhteşem Süleyman Sergisi’nin kısa bir sure sonra düzenleneceği Japonya’ya götürülecek, ayrıca önümüzdeki yıl Forbes’in şatosunun bulunduğu Normandia’da kutlanacak Balon Haftası’nda da uçurulacak.
Kanuni sergilerinin sonuncusuna da yetişmiş olsa. Forbes’in balonu, belki bizim gerçekleştirme olanağı bulamayacağımız gösteri yoluyla kültür
propagandasını, bizim dışımızda, Batılılara özgü bir yöntemle gerçekleştirmiş olacaktır.
Kaya Özsezgin | Milliyet Sanat Dergisi - Sayı: 199 - 1 Eylül 1988

