Batılı ve Avrupalı sanatçılar, ressamlar çağlar boyunca İslâm ülkelerine ve oradaki yaşama hangi gözlerle baktı? Bu sorunun yanıtını bugünlerde Londra’da The Royal Academy of Arts (Kraliyet Sanat Akademisi)’nin düzenlediği “The Orientalists” adlı görkemli sergide izlemek olanağı var. Sergi Delacroix’dan Matisse’e kadar ünlü ressamların yapıtlarını kapsıyor. Londra’nın sayısız konser, tiyatro, film, sergi, galeriler ve canlı müzelerle kaplı büyüleyici sanat yaşamı içinde “The Orientalists” sergisi İslâm ülkelerine karşı yeniden oluşmaya başlayan ilginin etkin bir belirtisi olarak dikkatleri çekiyor. Ayrıca bu sergi için dünyanın çeşitli müzelerinden seçkin yapıtların bir araya getirilmiş olması ayrı bir nitelik kazandırıyor olaya. Sergiye gösterilen ilgi büyük. Salonlar sabahtan akşama kadar dolup taşıyor.
Batılıların, daha doğrusu Avrupalıların İslâm dünyasına ilgileri daha Haçlı Seferleri döneminde başlamıştı. Ortaçağ’da ve daha sonraki yüzyıllarda islam dünyasıyla ilgili olarak hazırlanan kitaplarda çok sayıda gravürlere rastlıyoruz. Ancak bunların çoğu usta sanatçıların değil... Üstelik çoğu kez anlatılanlara bakılarak, Avrupalıların kafasındaki imaja uygun olarak yapılmış.
Daha sonraları 19. yüzyılın başlarında yeniden İslâm dünyasına -“sihirli Doğu ülkeleri”ne- örneğin Osmanlı Kuzey Afrika ülkelerine ve Mısır’a ilgi duyulmaya başlandı. Egzotik, maceracı bir ilgiydi bu. İslâm ülkelerini gezenler kervanına bu kez ünlü yazarlar, yetenekli ressamlar katıldılar.
Durumu, 1851’de yayınlanan “Yeni Gezginler” kitabında X. Marmier şöyle anlatıyor:
“Haçlılardan bu yana Doğu bugün olduğu kadar ziyaret edilmedi ve ilgimizi bu kadar çok çekmemişti.
Artık beklemekten bıkan bir sanatçılar ordusu, büyük mavi gökyüzünü,
altın renkli kum yığınlarını, yakıcı güneşin battığı ufukları görmeye koşuyor.”
Gerçekten de sanatçı gezginler Osmanlı İmparatorluğu’nun her yanını, Kuzey Afrika’yı ve Arabistan’ı gezdiler. Tablolar yaptılar. Anılarını yazdılar. Bu gezileri sadece Doğu’ya olan tutkuyla açıklamak olanaksız. Bunun ardında Avrupa’nın yayılmacılığını, sömürgeler yaratma hırsını da düşünmek gerek. Ne olursa olsun Kraliyet Sanat Akademisi’nde açılan sergi sadece bir dönemin değil bugün de etkilerini sürdüren bir eğilimin parlak bir yansıması olarak ortaya çıkıyor.
Fransız Vernet’nin tabloları Fransızlarca Cezayir’in ele geçirilişini vurguluyor. Ancak sanatçının arada Cezayirli portrelerini, Cezayirli giysilerini gerçek biçimde yakalamak ve tablolarına geçirmek için olağanüstü bir çaba harcadığı anlaşılıyor. Delacroix’nin 1820’lerde Fas’a bir gezi yaptığını biliyoruz. Bu gezi Delacroix’nın ünlü “Arslan Avı”, “Arap Reisinin Kabileyi Ziyareti” tablolarının ortaya çıkmasına neden oldu. Bu tablolar sergide yer alıyor.
Avrupalı ressamlar İslâm ülkelerinde konu olarak en çok eski kalıntılar, camiler, dinsel yaşam, günlük yaşam, satıcılar, pazarlar, çöller, kentler, kadınlar ve haremi anımsatır biçimde Odalık’larla ilgilendiler. Matisse, Ingres ve Renoir’ın ünlü “Odalisque” tabloları da sergide yer aldı.
Sergide yapıtları yer alan ressamlar şunlar:
Holman Hunt,
Charles Gleyre,
Jean-Leon Gérome,
Thomas Philips,
Augustus John,
İngres,
John Frederick Lewis,
Ludwig Deutsch,
Brangwyn,
Melville,
Renoir,
Benjamin Constant,
Belly,
Bonnat,
Chassériau,
Adrien Dauzats,
Denon,
Theodore Frére,
Fromentin,
Eugéne Girarder,
Frederick Goodall,
Baron Gros,
Gustave Guillaumet,
Edward Lear,
Lecomte-du-Novy,
Carl Müller,
James Müller,
Alberto Pasini,
David Roberts,
Robert Scott Lauder,
Thomas Seddon,
David Wilkie.
Sezer Duru | Milliyet Sanat Dergisi - Yeni Dizi: 96 - 15 Mayıs 1984







