Sabır Süreçleri

Özgünlük saplantım, deneyimlerimin ve deneyimlerimin bendeki fizyolojik, psikolojik, düşünsel, reaktif, refleksif vs. sonuçlarının sunumunu yahut keyifli paylaşımını yaşım ilerledikçe teneffüsleri uzayan...

...

daha doğrusu; yaşım ilerledikçe tekkelere odun taşıma sürelerim uzuyor ve görüp iletişim kurabildiğim/kurabileceğim memleket insanlarından, onların iletişim ve ortak üretim konularında kötürüm olmaya and içmiş yaşam duruşlarını gördükçe varlık-yokluk ayrımının gereksizliği, odunumu sırtmdan atıp pınar başında yüzümü yıkarken aklımdan geçen tek düşünce oluyor.

Kendime "zor mu gördün ki" deyip hayat akışımı daha da zorlara yöneltme gayretim iyice, ezberlenmiş hikayelerden örneklenebilecek bir yaşamdan ırak bir yaygın(geniş) yaşam örüntülü seyyah figürü ile görevi gereği her arazide otlamış beygirler ya da her dağda kurşun sıkmış meçhul asker figürü arasında bir görünüm arz ettiriyor.

Bu tekkeye odun taşıma yılları (yaş geçtikçe yılları oluyor) günlük yaşayan ve düşünen canlılar için çoğu zaman şizofrenik bir karakter ortaya çıkartıyor. Yer yer, zaman zaman seçmediğim bir sürü insan, alet-edevat, donanım, gelenek ve alışkanlık içerisinde yaşayıp gidiyorum.

"Sahneye çıkmaktan veya albüm yapmaktan ziyade farklı bir enstruman çalan başka biri(leri)yle birlikte hissettiklerini ses halinde ortaya dökmekten zevk alan bir güruha erişip, belki cümleten öylece icraat halinde yok/var olana dek ve belki kopuştan sonra birkaç (belki on) yıl o özgünlüğü yakalayana dek sabrederek, tekrar kavuşmayı düşleyerek yaşamayı" düşlüyorum.

"Hayat beni zorluyor, ben de az değilim" gibi.

Göreceğiz.

Espri

Çağımızın hastalığı, günümüzün vebası.

Kendilerini böyle acımasızca yargılayıp mahkum etmek, türlü kötü sıfatlarla yermek; elbette tıpkı bilim ve teknolojinin kapital düzenin güdümünde, kapital düzenin yağmasını ifade eder bir ürün olarak önümüze gelmesi gibi "espri"nin de sentezlenme ve sunulma aşamalarında muhatabının "gülümseyiş"i, "anlayış"ı dışında pek tasvib ve takdir edemediğim amaçlara hizmet etmesi ile ben ve benzerlerimin asabiyetinin enerjisini sağladığı bir indirgemedir.

___

Espri'nin aklıma gelen, günümüzde mevcut bazı varyeteleri şöyle yaşamakta:

- İletişimi başlatmak ve sürdürmek için bir zorunluluk. (Evde, işte, okulda, eğlencede)
- Erkeği kadına "zeki" gösteren bir araç. (Bu duruma dair "erkeğin aldanışı" başlığı altında makaleler yazılabilir.)
- Otoritenin kendini savunma mekanizmalarından biri. (Siyasi, sosyal "büyük"ler espri yapmazlarsa, dalga geçmezlerse küçülebilirler.)
- Çocukları kandırmanın en sağlam araçlarından biri. (Tertemiz, saf, Aristo Mantığı ile çalışan beyinler espri "yakalatıcı" fıkra ve kıssadan hisselerle eğitilirler.)

- ...
___________

Ve, yani, kısa yoldan, öz fikrim şu ki:

- İletişimi taciz, tacizi espri sanan primatların yönettiği,
- Kadınların espri yapmadığı, beyninin sentez yeteneğini geliştiremediği,
- Otoriteyle dalga geçilemeyen, sorgulanmazlarla örülü duvarlar içinde tek başına oturulan,
- Her masalın esprisinin, o masalın anlatıcısının kendisinin "espriler bütünü"nün oluşturduğu felsefesine dinleyiciyi gütmek amacıyla bir manipulasyon ve propaganda aracı olma ihtimalini göremeyen çocukların yetiştiği

böylesi espri dolu, espri üreteci dolu, espri üreteci üreteci dolu yaşamdan hayli sıkıldım.

...Cumhuriyet dönemi mizah ve karikatür tarihi kitaplarını ikokulda/ortaokulda iken defalarca inceledim. Rıfat Ilgaz'la, Aziz Nesin'le, Muzaffer İzgü'yle büyüdüm. Leman, Lombak dünkü çocuk sayılır...

Kendisi için espri olmayanı bana itelemeye çalışanların kalbini kırıyorum ve kırmaya, öğretmeye devam edeceğim.