grafik sanatlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
grafik sanatlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Grafik Sanatlar

«Grafik Sanatlarda Kim Kimdir»

“Dünya Grafik Sanatında Kim Kimdir” adlı eserin ikinci cildi;
İsviçre’de “De Clivo Press” yayınevince İngilizce, Fransızca ve Almanca olmak üzere üç dilde yayınlandı.

891 sayfalık bu dev eser, 42 ülkenin grafik sanatını tanıtmaya çalışıyor.

Kitabın Türkiye’ye ayrılan sayfalarında Emin Barın’ın genel bir tanıtım yazısı ve yedi Türk sanatçısının eserlerinden örnekler yer alıyor.

Bu yedi sanatçı (kitapta yer aldıkları sırayla) şunlar:

  • Yurdaer Altıntaş,


  • Emin Barın,


  • Ferruh Doğan,


  • Mengü Ertel,



  • Sait Maden,



  • Turgay Betil ve


  • Erkal Yavi.


Aşağıda bu kitabın nasıl hazırlandığına ilişkin, kitabı gerçekleştiren Walter Amstutz’un yazısını
ve Türk sanatçılarının kitapta yer alan yapıtlarından örnekler bulacaksınız.

İlk resimli “Kim Kimdir” çalışması olan bu kitabın birinci cildini 1962’de yayınlamıştım.
İlk cildin hazırlıkları sürerken, sonucun başarısızlık olacağını öngörenler çıkmıştı.
Ne ki kitap basılınca başarı da, ilgi de eksik olmadı.

Bundan 20 yıl önce, kitabın giriş bölümünde, temeli ve amacı konusunda yazdıklarım, bu yeni cilt için de geçerli.

Sanatçılara ayrılan sayfaların sunumu yeterince doyurucu bulunduğu için, aynı şemayı koruduk.

Yüzlerce sayfaya dağılmış, binlerce resmin yer aldığı bir yapıtta, yalnız birlik açısından değil, ama çeşitli çalışmaları kıyaslayabilmek,
ifade biçimlerini kavrayabilmek için de belli bir düzen gerekiyor.

Sayfa maketlerinin hazırlanışı sırasında, boyutların birbiriyle ilişkilerini olanaklar elverdiğince korumaya çalıştım.
Bu basımda, sayfa başına daha az resim düşüyor, ama seçilen resimleri daha büyük boyutlarda gösterme imkânı doğdu.

Metinler, bu kez de birkaç dilde yazıldı. İngilizce yine “anadil”.
Fransızca ve Almanca çeviriler makul ölçülerde kısaltılarak yer aldı, ama imkân bulunduğu ölçüde İngilizce metinle eşit boyutta tutulmaya çalışıldı.

Yapıtlarına yer verilen sanatçılar, özellikle 1981’de grafikçi, tipograf, ressam ve karikatürist olarak faaliyet gösterenlerdir.

En önemli ve hiç kuşkusuz en zor iş, bu kez de sanatçıların seçimi oldu.
Listeden çıkarılanların birçoğu, kabul edilir kanıtlarla, böylesi bir kitapta yer almaları gerektiğini ortaya koyabilirler.
Ama ayrımcılık, bir Kim Kimdir’in başlıca varlık nedenidir.

Böylesi bir misyonun dayanağını, sanatın kendi isterlerinde bulduğunu Bernard Berenson pek güzel ifade eder:

“Onları değerlendirecek bir işi olmadıkça değerler var olamaz.
Bu işi yapmak için de insandan başkasını bilmiyoruz.”

Elbette, hem isteklerini dikkate almak zorunda olduğumuz sanatçıların, hem de bu çalışmadan yararlanacakların çıkarları açısından,
seçimini bir kişiye değil, ama birçok kişinin uzmanlığına bırakmak doğru olacaktı.

Bundan önceki girişimlerin tersine, bu kez, çeşitli ülkeler için ayrı danışma komiteleri oluşturma yoluna gidilmedi. Bunun yerine, sanatçıların listesini ben oluşturdum, sonra bu ilk liste uzmanlarca incelendi, tamamlandı, budandı. Çeşitli kişilerin düşüncelerini aldım. Böylece, yıllar boyunca yüzlerce insanın yardımıyla, dünyanın her yöresinden 1.500’ü aşkın sanatçı derlendi. Bu süre içinde, bu sanatçıların çalışmalarından oluşan 35.000 de örnek birikmişti ki, bu da her sanatçıya, kendini yeterince tanıtma olanağı veriyordu. Ama bu sonuçla da yetinmeksizin, bu koleksiyonu, bana yardım edebileceğini düşündüğüm herkesin değerlendirmesine sundum. Böylece, sanatçıların listesi 1.000’e, yapıtlarından örnekler de 25.000’e düştü. Şuna işaret etmek gerekiyor: Bu zorlu uygulama, listeye alınan sanatçılardan uluslararası üne sahip yaklaşık yarısı için gerekli olmayabilirdi, ama kendiliklerinden listeye giremeyecek ötekiler için buna mecburduk.

Uygulamalı sanatlarda çalışan sanatçının eylem alanı çok geniştir. Kuşkusuz, aralarında, her şeyden önce tek bir konuya bağlananlar çıkıyor.

Ama,
  • sahne dekorasyonu,
  • mücevher dizaynı,
  • kumaş deseni,
  • sanayi dizaynı,
  • TV spotu,
  • karton film veya
  • reklam filmi gibi alanlarda çalışan kimi spesiyalistler de var ki, uğraş alanları bu kitabın konusu dışında kalmakla beraber,
fırsat düştükçe, başka çalışmalara bağlantılı olarak, onların çalışmalarından da örnekler verdik.

Moda desinatörleri, yapıtlarının özgünlüğü ve resim açısından gerçek bir yeteneği gösterdiği ölçüde listeye alındılar. Fotoğraf grafik sanatına bağlı olarak kullanıldığınca kitaba girdi. Pek çok yetenekli tipograf arasından, yalnızca aynı zamanda tipografist olanlar, yani yazıyı bir bütünün ifadesi içinde kullananlar, veya çalışmaları istisnai bir yaratıcılığı belgeleyenler, ya da değeri kalıcı bir yazı biçimi yaratmış olanlar dikkate alındı.

İllüstrasyon sanatçıları, profesyoneller arasından seçildi. [?] önemli bir araçtır. Seçimimizde, her şeyden önce, resimle dile getirilmiş bir durum üzerindeki akılcı yargılamaya ve bunun niteliğine baktık, yoksa yalnız mizah anlayışına değil... “Günlük karikatür” denen şey, bugün yazılı basında çok önemli bir işleve sahip. Çoğu kez güçsüzlere arka çıkıp, güçlülerle alay ediyor, bu da halkın onayını topluyor. Ancak bu durum bazen de çizginin abartılmasına yolaçıyor. İstisnai bir karikatüristin kimliği, insan karakterini kavrama yeteneği, davranışlar gösterebilmesi ve aynı şekilde, olaylara hayat verebilmesi ile ortaya çıkar. Bir olay karşısında, önsezişi olmalı, çizgi yeteneği ile trajik ve komik olanın anlamını bir araya getirebilmelidir.

Bugün yalnız ABD’de, yaklaşık 170 “Günlük karikatürist” var.
Bunların işi, belli bir güncel konudaki karikatürlerini, zamanında sabah gazetelerine yetiştirmektir.

Çizdikleri karikatürler, çoku kez, yüzlerce gazetede aynı zamanda yer almaktadır. (Pat Oliphant’ın karikatürleri 500 değişik gazeteye birden dağıtılıyor.) Böylesi bir programa cevap vermek, en azından, kutlanılması zor bir angajmandır. Bir dahiden bile, her sabah, koltuğunun altında bir başyapıtla gelmesi beklenemez. Esasen onlardan istenen de bir başyapıt değil, doğru noktaya parmak basmalarıdır. Şu söylenenler, “Günlük karikatür” çizen karikatüristlerin, bu kitapta neden yer almadıklarını açıklamaya yeter.

Totaliter rejim altındaki ülkelerde sanat, baştaki hükümet tarafından “devlet dini”ne hizmet etmeye zorlanıyor,
tıpkı eskiden İncil’in yayılması için kilisenin hizmetinde kullanılması gibi.

Uygarlıkta çok gelişmiş ülkelerde de, grafikçiler, çoğu kez, en emin ve en çabuk yoldan müşterilerine ulaşma amacındaki tröstlerin hizmetinde. Bu işle görevli reklam ajansları, çoğunluk, kendilerine özgü bir biçim geliştirmişlerdir. Yazılı söz, burada büyük bir rol oynuyor. Her türlü şıkta sanatçı, bütünün anlayışına boyun eğmek zorundadır. Reklam ajansı “prodüktör”dür ve bir kampanyanın nasıl ve ne şekilde gerçekleştirileceğini o belirler. Böyle bir uygulama içinde, grafikçinin katkısı, yalnızca ajansın atölyesindeki çalışmaya anonim bir katkı olarak değerlendirilirse sonuçta yaratıcılık fukaralaşır. Kendi yeteneklerine dayanarak, özgürce çalışabildiği yerde, grafikçi, uygarlığımızın daha çok insancıllaştırılmasına katkıda bulunacaktır. Bu kitapta yer alan binlerce resim, sanatçının, yalnızca kendisine fırsat verilmesi koşuluyla, kişisel olanı geliştirmesini bildiğinin inandırıcı bir kanıtıdır. Bu yüzden bu yapıt, öncelikle tanınmış grafikçiler için bir abidedir.

Bu baskıda da, sanatçıların seçiminde, ne sınırların, ne ideolojilerin,
ne de şu veya bu profesyonel kuruluş veya birliğe üyeliğin dikkate alınmaması yolundaki ilkeye uyuldu.

Tek kıstas, kişisel değer ve yetenek oldu.

Bu ikinci ciltte ilk kez;
  • Kolombiya,
  • Küba,
  • Hong Kong,
  • İzlanda,
  • İran,
  • İrlanda,
  • Peru ve
  • Türkiye yer alıyor.

  • Almanya iki siyasal bölümü için ayrı ayrı değerlendirildi.

Çin, Porto Rico ve Sovyetler Birliği yok.

  • Daha önceki beklentilerimizin tersine, reklam grafikçiliği ve illüstrasyon, Çin Halk Cumhuriyetinde ikinci planda kalmaya devam ediyor.
Bize sunulan grafik örnekleri, sosyal gerçekçilik düzeyindeydi hâlâ. Buna karşın, orada, yüksek değerde bir resim sanatı var.

  • Sovyet bürokrasisinin engellemelerini aşmak mümkün olmadı. Sovyetlere yaptığım bir gezi bile bir işe yaramadı.

  • Aynı şey Küba için de söylenebilir.
Büyük çabalara karşın, adlarını bildiğim nice yetenekli Kübalı afiş ressamı için, gerekli belgeleri toparlayamadım.

Sözkonusu olan, tematiğinin bir gereği olarak, asla eksiksiz olamayacak bir yapıttır. Boşluklar, karakterinin bir parçasıdır. Bu geriye bakış, yalnızca dünü bugüne bağlamıyor, sanat tarihinin incelenmesinde, önemli bir tamamlayıcılık işlevi de var. Özgür sanatın yanında, bağımsız bir disiplin olarak, grafik sanatlara düşen tarihsel rolün daha iyi bilinmesine katkıda bulunduğu ölçüde, sanata meraklı pek çok kişiyi ilgilendirecek bir bakıştır bu. Böylece, bu kitabın, yalnız uygulamalı sanatlarda, insan ifade ve duyarlığı üzerine, dünya ölçeğinde bir bilgi kaynağı değil, ama sözcüğün en mükemmel anlamıyla bir sanat yapıtı olduğu söylenebilir.



Çeviren: Turhan Ilgaz | Milliyet Sanat Dergisi - Yeni Dizi: 67 - 1 Mart 1983