Kara Afrika'da maskeler ve fetişler kutsal güçlerle insanlar arasındaki bağlantıları sağlamak için kullanılan araçlardır.
Maskenin ve fetişin görevini anlayabilmek için Kara Afrika'da halkın yüzde 70'inin inançlarının temeli olan “'animizm”in ne olduğunu bilmek gerekir.
Animizm, yüce bir tanrıya, ya da tanrılara ve ruhlara inanan, dünyadaki ve evrendeki bütün varlıkların, canlıların ve doğal güçlerin birer ruh taşıdığını ve ölümden sonra insan ruhlarının çok uzun süre yasadıklarını, insanları çok yakından izlediklerini ve topluma iyilik ya da kötülük edebileceklerini kabul eden bir inanç düzenidir.
Animizm'de her şeyin bir ruhu vardır: İnsanın, hayvanın, dağın, taşın, denizin, ateşin, güneşin, şimşeğin, ırmağın.
Her şeye güç veren bu ruhlardır.
Ağaçların büyümesi, suyun akması, hayvanın otlaması, insanın sevmesi hep ruhların işidir.
Animizin'de tanrılar ve ruhlar arasında bir hiyerarşi düzeni vardır. Her şeyin üstünde bir veya birkaç tanrı yer alır. Onların ardından yüce ruhlar gelir. Bazı bölgelerde tanrılarla yüce ruhların birbirine karıştığı görülür. Bu yüce ruhları doğal güçlerin ruhları izler. Bunların ardından ataların ruhları gelmektedir. İnsanlar yüce ruhlardan ve tanrılardan yardim dilemek için ataların aracılığını isterler. Dileklerini onların aracılığı ile yüce ruhlara iletirler. Onlara kurbanlar adarlar. Kişi ölür ama, ruhu toplumun üstünde dolaşır. Toplumu gözler, denetler. Kötüleri cezalandırır, iyileri sevindirir.
Animizm, bir peygamberin yaratmış olduğu bir din değildir.
Bilgisiz ve güçsüz insanın doğa karşısındaki ilkel tepkilerinden ortaya çıkmıştır.
Animizm'in Tevrat, İncil ve Kur'an gibi kitabı yoktur. Kuralları yazılı değildir.
Bu inanç her ülkede, her kabilede, her etnik toplulukta ayrı biçimlerde kendini gösterir.
Tanrıların, yüce ruhların ve ataların ruhları birbirine benzemez.
Ama, aradaki ortak yanlar bir araya geldiği zaman animizm denilen bir inanç kavramı ortaya çıkar.
Animizm'in kiliseleri, camileri, havraları da yoktur.
Animistler bazen bir ağaç altında toplanırlar, bazen bir ırmak boyunda ya da sazlarla örtülü bir kulübede…
Tapınak bu kadar basittir.
Animizm'de törenleri yöneten kişiler vardır ama, din adamlar yoktur.
Animistleri ne halifeleri yönetir, ne papalar, ne de hahambaşıları.
Animizm, yalnız Kara Afrika'da yaygın olan bir inanç değildir.
- Pasifik Adaları’nda, Yeni Gine'de ve Güney Amerika'nın yerlilerinde de bir tür animizm uygulanır.
- Türklerin Müslüman olmadan önceki dönemlerdeki inançları Şamanizm, bir tür animizmdir.
- Araplar da Müslüman olmadan önce animist inançları uygulamışlardır. Putlarla dolu olan Kâbe'nin bir animist tapınağı olduğu sanılır.
Animistlere zaman zaman çeşitli adlar verilmiştir.
Hristiyanlar animistlere payen (paien) demişlerdir.
Bunun karşılığı “puta tapan”, “kâfir”, “müşrik” ya da “dinsiz”dir.
Payenlerin inancına “paganizm” denir. Animizm ise paganizm değildir.
- Animistlere “politeist” diyenler olmuştur. Politeizm, çok tanrıya inanma demektir. Oysa animistlerin içinde tek tanrıya inananlar da vardır.
- Animistlere "fetişist" diyenlere rastlanır. Fetişizm putlara tapma, putperestliktir. Oysa animistler putlara tapmazlar.
MASKELER
Kara Afrika'da geniş etkinliği olan maske, üç elemandan (öğeden) oluşur:
- Yüze takılan ve genellikle ağaçtan oyularak yapılmış olan maske;
- Maskeden yere uzanan ve maske taşıyıcıyı örten saz giysiler, taşıyıcının bastonu ve bazen de taşıyıcının boyunu uzatan ayaklı ve basamaklı koltuk değnekleri ya da tahta ayaklar;
- Maskeyi taşıyan kişi.
Taşıyıcısı olmadan maske kutsallaşmaz.
Maskeler köylülerin ortak bir kulübesinde saklanır.
Törenlerin dışında kimse onlara el süremez.
Maske taşıyıcılar:
- Maskeyi taşıyan kişi, temsil ettiği kutsal güçle özdeşleşir.
- Taşıyıcı kendi öz kişiliğinden geçici olarak uzaklaşır ve maskede simgelenen kutsal gücün kişiliğine bürünür.
- Maske taşıyıcısı günlük yaşamın güçlüklerinden uzaklaşarak evrensel bir düzeye kavuşur.
Maske taşıyıcısı olmak iki çeşit eğitimi gerektirir.
- Birincisi, taşıyıcının teknik bakımından eğitimi. Yani, maskeyi taşırken adımlar ini nasıl atacağını, nasıl sıçrayacağını öğrenmesi.
- İkincisi de, taşıyıcının ruhsal eğitimi. Yani, taşıyıcının maskede simgelenen kutsal gücün etkilerini ve özelliklerini öğrenmesi ve kafasında bu güçlerle bir ilişki kurmaya hazırlanması.
Maske taşıyıcısı, zamanla bu gizemli kutsal güçlerle kafasında bir ilişki kurar ve onlardan mesaj aldığına inanır. Taşıyıcıda birtakım görüntüler, “hallucination”lar belirir. Maskeyi taşıyan kişi artık “medium” durumuna gelmiştir. Bir coşkuya (trans’a) kapılarak kendinden geçer. İletişim diliyle söylemek gerekirse, taşıyıcı bir mesaj alıcısı (récepteur) olmuştur.
Ondan sonra da kutsal güçlerden aldığı mesajları başkalarına yansıtmaya, aktarmaya başlar.
Maske taşıyıcı böylece bir mesaj yayıcı (émetteur) durumuna gelmiş olur.
Bu sırada tamtamlar çalınır, ateşler yakılır, kurbanlar kesilir. Tören alanı kutsal bir havanın esintileriyle dolar. Herkes bir coşku (trans) havasına kendisini kaptırır. Hıçkırıklar duyulur. Kimi titremeye başlar. Kiminin ağzından salyalar akar. Kimi kendini yerden yere vurur. Kimi kurban edilen hayvanın kanlarına bulanır. Kötü ruhlar, büyücülerin ruhları oradan uzaklaşacaktır artık. Gelen sanki maske değil de kutsal gücün kendisidir. Kutsal ruhlar oraya maskenin aracılığıyla çağrılmıştır ve onlar toplumu koruyacaktır.
Kara bilgisizlik, yoksulluk ve ilkel yaşam koşulları içinde çırpınan Kara Afrikalı yaşam umudunu bu kara inançlara bağlamıştır.
Maske, toplumun yaşamında bir gözlemcidir.
Geleneklere uyulmasın o denetler, kavgalar o yatıştırır.
Maskenin barışçı, uzlaştırıcı bir görevi vardır.
Maskeler ne gibi törenlerde kullanılır?
Maskeler olur olmaz törenlerde ortaya çıkartılmaz.
Maskelerin köyün alanına çıkmasını gerektiren nedenler şunlardır:
- Tarımsal törenler: Ekin, hasat, ekime elverişli yeni tarlaların açılması;
- Yeni bir tapınağın, bir köprünün ya da bir yolun yapımı,
- Çocuklara etnik geleneklerin, inançların ve gizemlerin öğretilmesi için düzenlenen topluma katılma törenleri:
Kara Afrika'da etnik grupların içinde kutsal ve gizli dernekler vardır. Gençler bu derneklere katılmadan önce köylerden uzak ormanlar içlerinde ya da Irmak boylarında birkaç haftalık ya da aylık eğitim kamplarına gönderilirler. Bu kampların sonunda düzenlenen törenlerde çocuklar sünnet edilir, yüzleri çizilir. Toplumun kapıları ve gizemleri ancak bundan sonra gençlere açılacaktır. Bu törenlerde oyunlar düzenlenir ve maskeler çıkartılır;
- Evlenme ve cenaze törenleri;
- Kotu ruhlan kovmak ve büyücülerin etkisini yok etmek için yapılan törenler:
Kötü ruhları kovan “exercite” denen kişiler, ya da hastalan en ilkel gereç ve araçlarla, otlarla, tozlarla, ateşlerle, kurbanlarla, dumanlarla, tılsımlarla iyi eden ve “guérisseur” denen ilkel şifa sunucular bu törenlerde en etkili rolleri oynarlar.
- Toplumun karşılaştığı büyük bunalımlardan, yangınlardan, salgın hastalıklardan ve susuzluktan kurtulmak için düzenlenen törenlerde de maskeler köy alanına getirilir.
Bütün bu olaylarda toplum düzeni sarsılmış ya da bozulmuştur. Belki de düzende bir değişiklik beklenmektedir. Toplumda yeni bir dengenin kurulması söz konusudur. İşte bu durumlarda maskelerin aracılığı istenir. Çünkü maske büyük ve yüce güçleri ve ataların ruhunu simgeler. Ruhlan iyi tutmak ve hoşnut etmek gerekir. Köyün yaşlıları da ölenlere en yakin olan kimselerdir. Törenleri onlar düzenler. Yaşlılara bu yüzden özel bir saygı gösterilir.
Geleneklere göre bir maskenin sorumlusu olmak kişiye saygınlık ve üstünlük kazandırır, bazı çıkarlar da sağlar. Maskenin koruyucusu ölünce, oğullar arasında bazen maskenin ele geçirilmesi yüzünden anlaşmazlıklar çıkar. Bu tür anlaşmazlıkları köyün yaşlılar kurulu çözümler. Bu kurul, mirasçı kardeşlerden birine bu maskenin bir kopyesinin verilmesine karar verebilir. (Fildişi Kıyısı’nda, Gúere topluluğunda sık sık bu tür çözüm yollarına başvurulur.)
Bazı bölgelerde de maske güldürü için yapılır ve kullanılır. Bu tür maskeler kutsal değildir.
(Örneğin maymun maskesi, yargıç ve polis maskeleri).
Bunlara Fildişi Kıyısı’nda, Dan bölgesinde rastlanır.
Yine Fildişi Kıyısı’nda Baoulé bölgesinde ölmüş olan ataların maske biçiminde bir portresini yapma geleneği vardır. Her ailede bu çeşit maskeler saklanır. Buna “Waka Sona” denir. Ne var ki, “Waka Sona”lar aileyi belirleyen bir hayvanın ya da bir tanrının simgesi olabilir. Bu bakımdan Baolé’lerde çok çeşitli maskeler “Waka Sona”larda yapılan maskeler törenlerde kullanılmaz, yüze takılmaz, evin bir köşesinde ya da duvarda fotoğraf gibi asılı durur. Bunlar ölü büstüne benzerler. Gözleri kapalı ve deliksizdir. Maskenin arka yanında sazların tutturulması için delikler yapılmamış, buralara ip ya da sırım bağlanmamıştır. Buna karşılık maske de geleneksel biçimleri ve yanak çizgileri ayrıntılarıyla işlenmiştir.
FETİŞLER
Fetiş sözcüğü Portekizce “feitico”dan gelmiştir.
Portekizce bu sözcük “yapay”, “yanlış” ve “tılsım” anlamlarında kullanılırmış.
Köle tüccarları Kara Afrika'ya gelip de yerlilerin putlara kutsal bir saygı gösterdiklerini görünce buna “feiticismo” (fetişizm) fetişçilik demişler.
Fetiş, tapılan bir gücün, bir ruhun simgesidir.
Yani, bu demektir ki, fetişe (puta) tapılmaz ama, fetişin simgelediği ruha ve güce tapılır.
Fetiş, tahta ya da taş bir heykelcik, bir taş parçası, bir değnek, bir ağaç, bir diş, bir tutam kil, bir kemik, bir boynuz, bir kaplumbağa kabuğu olabilir.
Ama çoğu zaman fetiş bir heykelciktir.
Fetiş başlıca şu işlere yarar:
- Büyücülerin etkisine engel olur;
- Kotu ruhların bazı yerlere girmesini önler;
- Şeflere iktidar, güven ve zenginlik sağlar;
- İnsanları ve toplulukları tehlikelerden korur.
Örneğin, Benin'in (Dahomey’in) Abomey bölgesinde bazı köylerin dışında, yol üzerinde bir çatı altına yerleştirilmiş fetişler görürsünüz. Bunlar köye zarar vermesi olasılığı olan bazı ölüleri simgelerler. Bunların içinde Fransız askerleri, misyonerler de vardır. Köylüler ruhlardan kendilerini korumak için köyün dışına bu fetişleri yerleştirmişlerdir. Ruh gelip o fetişe yerleşecek ve köye zarar vermeyecektir!
Ataların ruhunu taşımak için de yapılmış fetişler bulunur.
Bunların yüzlerinde acı bir ölüm görünümü vardır. Bu fetişler ölünün çıktığı evin bir kopyesine konur.
Çocuklar bunlara el sürecek oldu mu, büyükler, “Dokunma, sonra karnın ağrır!” derler.
Ataların ruhunu taşıyan fetiş evlerde babaların, büyükbabaların resmi gibidir.
Ataların ruhu için heykelcik yapılmasının bir nedeni de, ruhların evsiz kalmasını önlemektir.
Fetişler çürümeye başlayınca, onlardaki ruh kalkıp başka yere gider, fetişle birlikte çürümez. Çürüyen fetiş ruhsuz bir ceset gibidir. Fetişlerin de maddesel bir yaşamı vardır. Fetiş olur ama onda simgelenmiş olan ruh ölmez.
Fetişler biçim yanından tarihsel bir değişim içindedir. Toplumun ekonomik yaşamına ve uygarlık düzeninin koşullarına göre yeni biçimler alırlar. Örneğin, sömürgecilik düzeninin başlamasıyla fetişlere şapka ve çeşitli giysiler giydirilmiştir. Asker ve misyoner fetişleri yapılmış fetişlerin ellerine tabanca, tüfek verilmiştir.
Maske ve Fetiş Yapımı
İki çeşit maske yapımı vardır.
- Biri kutsal maske yapımı,
- öteki de turistik maske yapımı.
Kutsal maske yapanlar, toplumda saygınlığı olan kişilerdir. Maske sanatını ya babalarından öğrenmişlerdir ya da üstün yetenekleri nedeniyle maske yapımcısı olmuşlardır. Bu tür sanatçılar bazen bütün yaşamları boyunca ancak 8-10 maske yaparlar. Maske sanatçısının yarattığı yapıtın doğa üstü güçleri simgeleyeceğine ve bu güçlerle dolaylı bir ilişki kuracağına inanır. Bu yüzden de maskeyi büyük bir coşku ile yapar.
Sanatçının özgürlüğü sınırlıdır. Çünkü yapıtını yaratırken geleneklere uymak zorundadır. Yeni biçimlere yönelemez. Hep aynı biçimler içinde yeni güzellikler yaratmaya çalışır. Sanatçı bütün ustalığını bu dar biçimler içinde gösterecektir. Maske yapımcısının emeği para ile ödenmez. Maskeyi ısmarlayan kişi yapımcıya hediye vermekle yetinir.
Turistik maske ve heykel yapımının ise hiçbir kutsallığı yoktur. Büyük Afrika kentlerinin el sanatları çarşısında heykel ve maske yapımcılarını görürsünüz. Bunlar yoksul, yari çıplak el sanatçılarıdır. Kendilerini güneşten koruyan bir çardağın altında ya da bir kulübede çalışırlar. Bir köşede birkaç ağaç kütüğü bulunur. Her ağaçtan maske yapılamaz. Her ülkede, her bölgede maske yapımında kullanılacak ağaçlar bulunur. Bölgeye göre kimi kara abanoz ağacıdır, kimi de Türkçe adı olmayan kırmızı, kahverengi, beyaz ağaçlar. Maske yapımcısı baltayla kütükleri parçalara böler. Sonra keserle yontarak yapıtını ortaya çıkarır. Keskin bıçakla maskenin ayrıntılarını oluşturur. Sonra da maskeyi boyar, parlatır ve cilâlar.
Bazı bölgelerde bu sanat dalı çok gelişmiştir. Havaalanlarında turistlere satılmak üzere geniş sayda maske yapan sanatçılara rastlanır. Örneğin, “Kpélié” denen “Sénoufou” maskeleri Dakar çarşılarında geniş çapta üretilir. Bunları yapanlar, Senegalli sanatçılardır. Hiçbiri Fildişi Kıyısından, Mali’den Yukarı Volta'dan ve özellikle “Sénoufou” bölgesinden gelmiş değildir.
“Sénoufou”lu maske yapımcıları da çok yetenekli sanatçılardır. Resmini gördükleri bir maskeyi aynen kopya edebilirler.
Maske yapımında kopyecilik ve taklitçilik de çok gelişmiştir.
Ünlü müzelerdeki yapıtların sayısız taklidi yapılır. Maskeleri ve heykelleri çamura kirletir, eski gibi gösterirler.
Maske ve heykeller ya eski(antika) olur, ya da gerçek(otantik). Etnologlar, sömürgecilik döneminden önce yapılmış olan maske ve heykellere eski(antika) maske ve fetişler derler. Sömürgecilik döneminde bunlar kapışılmıştır. Bunları bulmak artık çok güçtür. Avrupa ve Amerika'da eski Afrika yapıtları satan antikacılarda bu yapıtlar binlerce dolara satılır. Uzmanlar, bir maskenin ve heykelin eski olup olmadığını kolaylıkla anlarlar.
Gerçek maske ve heykeller sömürgecilik döneminde yapılmış, kullanılmış kutsal yapıtlardır.
Taşıyan ve kullananlar öldükten sonra onların çocukları bu yapıtları satmış olabilirler.
Kara Afrika'da köy köy dolaşıp maske ve fetiş toplayan eskici esnafı çok gelişmiştir. Bu iş birkaç etnik topluluğun tekelindedir. Örneğin, Nijer ve Nijeryalı “haoussa”lar ve Malililer, bu alanı tekellerinde tutarlar. Eski yapıt toplayanlar bunları önce kentteki büyük tüccara götürürler. İlk seçimi o yaparak değerli olanları kendine ayırır. Büyük tüccarın Paris'te, Brüksel'de, Londra'da. Amerika'da, Almanya'daki antikacılarla ilişkisi vardır. Aldığı yapıtları oraya gönderecektir.
Büyük tüccarın almadığı yapıtları eskici esnafı bir çuvala ya da torbaya doldurup kapı kapı dolaştırmaya başlar. Büyük otellerin önünde ya da avlusunda, yabancıların oturduğu villalarda müşteri araştırırlar. Bu da olmazsa mallarını büyük kentlerdeki eskici dükkânlarına bırakırlar. Bu yapıtlar artık orada toz toprak içinde kurtlanacak, örümcek ağlarıyla örtülecek ve müşteri çıkana kadar yıllarca bekleyecektir.
Kara Afrika'da maske ve fetiş sanatı sömürgeciliğin etkilerine başarıyla karşı koymuş ve kendini savunmasını bilmiştir.
Ama bundan sonra ne olur bilinmez!
Yarın bir de bakarsın animistler plastikten, bakalitten, silikondan ve polyesterden yapılmış maske ve fetiş kullanmaya başlarlar.
Renkli televizyonlarda da "Kültür mirasınızı plastik ürünlerle koruyunuz” diye reklamlar yayınlanır!
Hıfzı Topuz | Milliyet Sanat Dergisi - Yeni Dizi: 94 - 15 Nisan 1984


