Bibliyoterapi / Kitapla Tedavi

Psikoloji Kültürümüz...

Diyelim ki psikolojiyi merak ettiniz, psikolojiyle tanışmak, psikoloji öğrenmek istiyorsunuz.

Nereden başlardınız?
Elbette Psikolojiye Giriş (ya da Genel Psikoloji) kitaplarından değil mi?

İşiniz çok zor!

Yabancı dil biliyor olsaydınız, size son 2 yılda yayınlanmış böyle 20 kitap sayabilirdim.
Ama, Türkiye’de son 20 yılda sadece 2 kitap yayınlandığını söylemek zorundayım.
Değil meraklı bir okuyucu, üniversitelerimizin psikoloji bölümlerinde öğrenci bile olsanız, bulup bulacağınız işte bu kadar!

Diyelim ki girişi başardınız, genel bir fikir edindiniz, temel kavramlarla tanıştınız.
Şimdi, psikolojinin alt dallarını, özel konularını merak ediyorsunuz.

Diyelim ki Öğrenme Psikolojisi... Geçin!
Dilimizde bu konuda derli-toplu bir tek kitap bile yok.
Öğrenme’ye ilişkin psikoloji bilgilerini ancak dağınık kitaplardan öğrenebilirsiniz.

Klinik Psikoloji aynı durumda,
Deneysel Psikoloji aynı durumda,
Danışmanlık Psikolojisi,
Endüstriyel Psikoloji,
Okul Psikolojisi,
Kişilik Psikolojisi hep aynı.

Ya da diyelim Gelişim Psikolojisi’ni merak ettiniz.
Çocuk Psikolojisi konusunda son 20 yılda sadece 2-3 kitap, Ergenlik Psikolojisi’nde 4-5, Yetişkinlik Psikolojisi hiç yok.

Görece daha fazla sayıda kitap bulabileceğiniz tek psikoloji alanı belki Sosyal Psikoloji.
(Çevresel Psikoloji ise hâlâ boy atamadı toprağımızda.)

Unutmayın ki, hâlâ genel alt dallardan söz ediyorum. Oysa, bunların bir de daha özel uzmanlık alanları var.

Örneğin, gelişim psikolojisinde
  • biyolojik,
  • psikolojik,
  • sosyal gelişim ayrı alanlardır;

bunların içinde
  • zihin gelişimi,
  • benlik gelişimi,
  • duygu gelişimi,
  • ahlak gelişimi, v.b. yine apayrı alanlardır.

Bu ayrı alanlar içinde dilimizde kitap bulamazsınız.


KURAMLARI TANITAN KİTAPLAR

Psikoloji kuramlarını tanıtan kitapları da bulamazsınız dilimizde.

Söz gelimi,
  • bir Sosyal Psikoloji Kuramları,
  • bir Kişilik Kuramları,
  • bir Gelişim Kuramları kitabımız yoktur;
  • böyle olunca bir Karşılaştırmalı Gelişim Kuramları kitabımız da olamaz tabii.

Bu durumda örneğin, daha özel bir Dil Gelişimi Kuramları kitabını da boşuna aramayın.

Zaten bizim amatör okuyucumuz da, psikoloji öğrenimi gören üniversite öğrencimiz de kuramdan öcü görmüş gibi kaçar;
bildiği her şey de havada asılıdır bu yüzden.

Bilimsel bir öğrenme ilk kaynaklara gitmeyi zorunlu kılar ayrıca. Psikanalizi birçok kitaptan öğrenebilirsiniz ama, kuramın temel görüşlerini doğrudan o görüşlerin sahiplerinden de okumak gerekir. Gelgelelim, bu amaçla da okuyacak kitap bulamazsınız dilimizde. Ülkemizdeki en şanslı psikoloji akımı olmasına karşın, psikanaliz alanında da yeterli kitabımız olduğu söylenemez.

Bir Fenichel, bir Horney kitabımız, iki Jung, üç Adler, birkaç Fromm ve Jung kitabımız var;
ama
  • O. Rank,
  • H.S. Sullivan,
  • H. Deutsch,
  • M. Klein (sadece klasikleri belirtiyorum) hâlâ kendi yapıtlarıyla giremediler dilimize.

Psikolojinin diğer alanlarını ve akımlarını saymıyorum artık.

Sosyal Psikolojinin kurucusu sayılan Muzaffer Şerif’e bile bunca vefasız davrandığımıza göre, varın gerisini siz düşünün.

Kitap okumadığımızdan sık sık yakınıldığı şu günlerde “Okuyacak kitap mı var ki” der gibi konuşmam yadırganabilir. Okuyacak kitap çokluğu karşısında ne gücü, ne zamanı, ne parası olduğunu ileri süren öğrencilere yukarıdaki tabloyu -gerçek sayılarla- gösterdiğimde hep şaşırır kalırlar. Koca ülkede 20 yılda toplasan 20 kitap bile değil! Kocaman bir yük kalkar üzerlerinden, bir de sevinirler ki!..
(Oysa “Ne okumalı?”nın yanında bir de “Nasıl okumalı?” sorunu var ki, o da evlere şenlik bir başka konudur.)

Nasıl olabiliyor da, bizde psikoloji kitabı bu denli az olabiliyor?
Sosyal bilimler alanında -göreli de olsa- bunca çok yayın varken psikoloji neden böylesine ihmal edilebiliyor?

Belki de psikolojiye gereksinmemiz yok.
Belki de, yaşadığımız her şeyi toplumsal nedenlerle açıklamak yetiyor bize.
Belki de, psikoloji deyince aklımıza sadece psikopatoloji geliyor ya da parapsikoloji filan...


UTANÇ-SEVİNÇ

Üniversitelerimizde derslerin kaynaklara değil, hocaların ağzına bakılarak yapılması geleneği sürmektedir; o hocalar da çeviri yapmayı bilimden saymazlar, telif yazmaya da zamanları yoktur. Kaynak kitapların çoğunlukla üniversite dışında yayınlanması bundan olsa gerek.
(Eskilerin böyle dertleri olmamalı ki, söz gelimi M.Ş. Tunç Freud’tan, S.E. Siyavuşgil Piaget’den çeviriler yapabilmişler.)

Ne olursa olsun, ben bu durumu utanç verici buluyorum. 20 yılda 20-30 kitapla bir toplumda psikoloji kültürünü yaygınlaşamaz, kökleşemez. Bu yüzden, ben her yeni kitap karşısında şapkamı çıkarıyorum (havalara fırlattığım da olur) ve eşe dosta, öğrenciye, meslektaşa, meraklıya haber uçuruyorum (heyecanım çoğu zaman yadırganır). Sevincimin sadece psikoloji kitaplarıyla sınırlı olmadığı, gençlere nice roman, öykü, deneme, anı, inceleme kitabını da haber verdiğim bilinir.

Şu kitaplara bakın, bunlara kavuşmamıza nasıl sevinilmez!

G. Michel, Sartre Yıllarım (Adam);
Brassai, Picasso İle Konuşmalar (de);
Hirsch, Hatıralarım (Banka ve Ticaret Hukuku Araş. Ens.);
Anne Frank’ın Hatıra Defteri (Adam);
M. Kesting, Brecht (Alan);
Van Gogh, Theo’ya Mektuplar (Ada);
E. Leach, Levi Strauss (Afa);
E. Fischer, Franz Kafka (BFS).

Hepsini de, 1985’te kazandığımız bu kitapları çekinmeden psikoloji rafımıza yerleştirebiliriz, boşluğu dolduracak, insan bilgimizi zenginleştireceklerdir.

Bu fırsatla iki yeni psikoloji kitabını da haber vermeliyim. İkisi de şu son aylarda çıktı.
İkisi de uzman işi. İkisinde de bizim için çok yeni bilgiler var. İkisinin de dili çok temiz, içi çok güzel.

Her yeni kitapla toprağımızın güzelleştiğine inanıyorum. Kültür, başka nedir ki!

(M.O. Öztürk, Psikanaliz ve Psikoterapi, kendi yayını, Ankara, 1985;
A. Yörükoğlu, Gençlik Çağı, İş Bankası Kültür Yay., Ankara, 1985)



Bekir Onur | Milliyet Sanat Dergisi - Yeni Dizi: 132 - 15 Kasım 1985
_____________________________________________________________________________________



Başka ülkelerdeki gençler neler okuyor?

Az okuduğumuzu bilmeyen, duymayan, söylemeyen kalmadı. Kitabın ölmekte olduğunu ilan edip mezartaşını şimdiden yazmayı düşünenler bile var. Gerçeten çok mu umutsuz kitabın durumu, tedavisi yok mu bilemiyorum. Yine de, az okuduğumuzu, hiç okumadığımızı durmadan yinelemekte bir yarar göremiyorum. Bu yaklaşımın güdüleyici bir değeri de yok büyük olasılıkla. Başka yollar denememiz gerektiği açık.

Bu yazıda, başka ülkelerde gençlerin neler okuduğunu, nasıl okuduğunu, bilimin ve felsefenin sorunlarıyla nasıl tanıştığını, kitap aracılığıyla kendi sorunlarıyla nasıl yüzleştiğini göstermeye çalıştım. Hiçbiri dilimize çevrilmemiş bir yığın kitap adını okumak belki okuyucuya sıkıcı gelecektir.

Ama böyle yaparak, ülkemizde okuyacak çok kitap olduğunu sanan, okumaktan başlarını alamadıklarını ileri süren üniversiteli gençlerimize,
başkalarının daha lisede bile neler okuduklarını ve ne çok okuduklarını göstermek istiyorum.
(Aslında bu bilinmeyen ya da kestirilemeyecek bir şey de değil ya...)

Amacım bir karşılaştırma yapmak değil, bu türk karşılaştırmalardan bir yarar da ummuyorum. Çünkü “biz” ve “onlar” karşılaştırmasında beliren fark olmaktan çok, gelişmişlikle geri kalmışlık arasındaki nitelik farkıdır. Asıl yapmak istediğim, kitaptan yararlanmanın çağdaş boyutlarını gösterebilmek. Eğitim, öğretim, psikolojik danışma alanlarında kitap artık basit bir araç değil günümüzde.

Eskiden yalnızca okuma eylemini çağrıştıran kitap sözcüğü, bugün artık kişilik kavramıyla birlikte kullanılmaktadır.
Bu yazıda görülmesini dilediğim de işte bu.


FRANSA’DA FELSEFE AŞKI

Dört ciltlik Yeni Felsefe Dersleri (1) adlı kitabın dördüncü cildinde
“Ahlak ve Mutluluk” bölümünde Catherine Deneuve’ün nefis bir renkli portresi var, fotoğrafın altında da şunlar okunuyor:

“Paul Eluard şiirlerinden birine ‘Bir Ahlak Dersi’ adını vermişti.
Catherine Deneuve ise tek  başına tüm bir ‘Ahlak Kitabı’nı temsil etmiyor mu?”

[Dergiden fotoğraf: "'Ahlak ve Mutluluk' ve de Catherine Deneuve"]

Öbür ciltlerde de Miro’dan, Rodin’den, Rafael’den, Max Ernst’den, Creti’den renkli ya da siyah-beyaz röprodüksiyonlar yer alıyor.

İkinci cildin bölüm başlıkları şöyle:
Doğa ve Kültür.
İnsan Kültürünün Biçimleri: Büyü, Din, Bilim ve Sanat.
Bilinç ve Bilinçdışı.
Psikanaliz ve Bilinçdışının Keşfedilmesi.
Eğilim ve İstek.
Duyusal Yaşam: Haz ve Acı, Sevinç ve Mutluluk.
Heyecanlar.
Tutku.
Duyum ve Algı
Bellek.
İmgelem.
Yanılsama.

Bilinç ve Bilinçdışını inceleyen bölümün altbaşlıkları şunlar:
Çatışmaların Rolü,
Anlam Kavramı,
Kişiliğin Oluşumunda Çocukluğun Rolü,
Cinselliğin Önemi,
Psikanaliz ve Dilbilim (bu konu Lacan’a göre yazılmış).

Bu bölüm için ayrıca on altı kitap salık verilmiş.
Bölümü destekleyen okuma parçaları Freud ve Marcuse’den alınmış.

Bölümün sonuna konan özel “Dosya”nın konusu, “Psikanaliz ve Antipsikiyatri”.
Burada da altı kitap önerilmiş, biri Foucalt’dan Deliliğin Tarihi.

Bölümün sonunda yer alan tartışma konuları şunlar:

“Alain’in şu sözü hakkında ne düşünürsünüz:
Bilinç daima üstü kapalı biçimde ahlakidir ve ahlaksızlık daima düşündüğünü düşünmek istememekten ve içsel yargıyı ertelemekten ibarettir.”

“Freud’çuluk ne ölçüde bir materyalizm olarak düşünülebilir?”
“Freud bir devrimci sayılabilir mi?”

“Gerçeküstücü şair André Breton’la birlikte şunu söyleyebilir misiniz:
Gerçek yaşam, düşte ve esinde bilinç düzeyine yükselen şu derin örtünün altında yer alır.”

Bu bölümde de diğerlerinde olduğu gibi son olarak değişik yıllarda bakalorya sınavlarında sorulmuş sorulardan örnekler verilmiş:

Bilinçdışı tanınabilir mi?
Bilinçdışı psişik midir?
Psişik bir bilinçdışının varlığı özgürlükle bağdaşabilir mi? vb.

Yanılsamayla ilgili bölümün ana başlıklarından bazıları şöyle:

Yanılsama Sorunu (Platon, Descartes ve Spinoza’ya göre açıklanmış).
Yanılsama ve İdeoloji (Marx ve Althusser’e göre açıklanmış).
Salt Aklın Yanılsamaları (Kant’a göre açıklanmış).

Üçüncü cildin bazı bölümlerinin konuları da şunlar:
Dil.
Düşün ve Yargı.
Mantıksal Düşünce.
Matematik Felsefesi.
Madde Bilimleri.

Bu son bölümde Tarih, Sosyoloji, Siyasal Ekonomi, Psikoloji, Yapısal Antropoloji anlatılmış.

Psikoloji açıklanırken Foucault’nun şu görüşüne yer verilmiş:

“Gelişim psikolojisi gelişimin duraklamaları üzerinde düşünülmesinden doğmuştur;
uyum psikolojisi uyumsuzluk olgularının çözümlenmesi olarak;
bellek, bilinç, duygu psikolojisi önce unutmanın, bilinçdışının, duygusal bozuklukların psikolojisi olarak ortaya çıkmıştır.”

Her cilt yaklaşık 250 sayfa, her ciltte okunması salık verilen (lectures) kitapların sayısı yaklaşık 50.

Okunması önerilen kitaplardan bazıları:
Evelyne Sullerot, Kadın Olgusu.
Henry Dumery, Dinin Fenomenolojisi.
André Malet, Mitos ve Logos.
Marthe Robert, Psikanalizin Devrimi.
Paul-Laurent Assoun, Freud, Felsefe ve Filozoflar.
Pierre Kaufmann, Siyasetin Bilinçdışı.
Bernard Cuau, Deliliğin Siyaseti.
Piera Aulagnier, Hazzın Yazgısı: Yabancılaşma, Aşk, Tutku.
Jules Lapouge, Ütopi ve Uygarlıklar.
Julien Naud, Bir İmgelem Felsefesi.
J.P. Resweber, Dil Felsefesi.
Moscato ve Wittever, Dil Psikolojisi.
Leon Brunschvig, Matematik Felsefenin Aşamaları.
K.R. Popper, Bilimsel Keşfin Mantığı.
Amile Calbot, Biyoloji Felsefesi.
Jean Imbert, Ölüm Cezası.
Henri Batiffol, Hukuk Felsefesinin Sorunları.
P. Birnbaum, Devlet Sosyolojisi.
G. Balandier, Siyasal Antropoloji.
Jacques Ruffie, Biyolojiden Kültüre.
J. Labbens, Yoksulluğun Sosyolojisi.
André Barbon, İradenin Felsefesi.

Elbette bu kitapların hiçbiri lise öğrencileri için yazılmış değil. Liseliler için ayrı, üniversiteliler için ayrı bir bilim ya da felsefe olamayacağına göre, bilimin ve felsefenin yapıldığı her yerde bu kitapların okunması gerektiği açık. Bazı kitapların yanında felsefeye yeni başlayanlar için zor olduğu açıklaması da var. Ama bunun da çaresi bulunuyor. Bu kitaplardan kısa ve görece kolay bölümler derlenerek yardımcı kaynaklar oluşturuluyor.

A. Roussel ve G. Durozi’nin Felsefe: Kavramlar ve Metinler (2) adlı kitabı lise felsefe dersleri için düşünülmüş böyle bir yardımcı kaynak.
Bu kitapta da bölüm sonlarında tartışma konuları verilmiş.
Seçilmiş metinlerin ardından ayrıca yine bir okunacak kitaplar listesi yer alıyor.


İNGİLTERE’DE DEMOKRASİ ÖVÜNCÜ

Fransız liselerinin felsefe kitaplarından bize ne demediyseniz, İngiliz liselerinde okutulan Sosyoloji (3) kitabıyla da tanışmanızda yarar var. Tam 429 sayfada 12 bölümden oluşuyor, ardına bir de sosyoloji sözlüğü konmuş. Her bölümün sonunda bir salık verilen (further reading) kitaplar listesi, bir de değişik yıllarda sorulmuş soru örnekleri yer alıyor.

Bölüm başlıkları şöyle:
Toplumu İnceleme Yaklaşımları
Toplumsal Farklılıklar.
Aile.
Eğitim.
Nüfus.
İletişim ve Kitle İletişim Araçları.
Hükümet ve Politikalar.
Toplumsal Refah.
Ekonomi ve İş.
Toplumsal Denetim.
Toplumsal Sorunlar.
Birey ve Toplum.

Bazı altbölüm başlıkları da şöyle:
Toplumsal Hareketlilik.
Toplumsal Yapı ve Toplumsal Değişim.
Aile ve Toplumsal Değişim.
Eğitim ve Toplumsal Sınıflar.
Basın.
Radyo ve Televizyon.
Siyasal Partiler.
Din.
Hukuk.
Sapma ve Suç.
İlaç Alışkanlığı.
Bugünün Toplumu.

Liseli gençlerin İngiltere’de sosyoloji derslerinde neler öğrendiğine örnek olabilecek alıntılar yapılabilir. “Eğitim” bölümünden:

“Genç insanları yaşamlarını kazanmaya hazırlamak eğitimin ‘ekonomik işlevi’dir, ama eğitimin başka ve aynı derecede önemli işlevleri de vardır. Kültürün aktarılması okulda ailede olduğundan daha olanaklıdır. Okul, genellikle, kültürel mirasa dayanarak varolan düzeni korumaya çalışan bir ‘istikrar işlevi’ sağlar. Bu bağlamda kültür, genel olarak kabul edilmiş davranış standartları, inançlar, tavırlar ve ahlaklarla belirlenmiş bir yaşama biçimi anlamında kullanılır. Ancak, her ülkenin kendine özgü bir kültürü varsa da, bir ulusun kültüründe ‘çalışan sınıf ve orta sınıf’ kültürlerin yarattığı sınıf farklılıkları da vardır. Eğitimimiz büyük ölçüde orta sınıf kültürün egemenliği altındadır; bunun başta gelen nedeni, öğretmenlerimizin ve eğitimcilerimizin çoğunun kendilerinin de orta sınıf eğitiminin ürünü olmalarıdır.”

Bu bölüm için okunması salık verilen bazı kitaplar:
O. Banks, Eğitim Sosyolojisi.
D.H. Horgreaves, Ortaöğretimde Toplumsal İlişkiler,
E. Reimer, Okul Öldü.

Bu bölümle ilgili olarak daha önce sorulmuş iki sınav sorusu örneği:

“Toplumsal sınıf ile okul başarısı arasındaki ilişkiler nelerdir?”
“Sosyologlar ‘gençlik kültürü’ kavramı ile ne demek isterler.
Modern endüstri toplumlarında gençlik kültürünün gelişimini nasıl açıklamaktadırlar?”

“İletişim ve Kitle İletişim Araçları” bölümünden:

“Sosyologlar iletişim araçlarının toplumu etkilemesinde iki ana yol ayırt ederler.
Kitle iletişim araçları, ya bir ‘kültürel sınıf sistemi’ ya da bir ‘kültürel demokrasi’ yaratılmasında kullanılabilir.

 Kitle iletişim araçları,
  • klasik müzik ile pop müziği,
  • sofistike yorumlar ile magazin öyküleri,
  • yüksek zevkler ile basit zevkler arasındaki sınıf ayrımını pekiştirdiğinde, kültürel sınıf sistemi ortaya çıkar.

 Kültürel demokrasi ise, halkın sesi önde geldiğinde ve kitlelerin istemleri iletişim kanallarında egemen olduğunda ortaya çıkar.
Böylece Radyo I’de sürekli pop müziği diyeti uygulanabilmektedir:

 Ama biz İngiltere’de, ne kültürel sınıf sistemini, ne de kültürel demokrasiyi geliştiren doğal uzlaşım yeteneğimizle övünebiliriz.
Bizde, ‘azınlığın ilgileri’ni ihmal etmeden ‘çoğunluğun zevkleri’yle donatılmış bir kitle iletişim sistemi yaratılabilmiştir.”

Bu bölümde okunması önerilen bazı kaynaklar:
J.G. Blumler ve D. McQuail, Televizyon ve Siyaset.
D. Halloran, Televizyon ve Suçluluk.
J. Tunstall, Kitle İletişim Sosyolojisi.

Bu bölümle ilgili bir sınav sorusu:

“Sosyologlar, kitle iletişim araçlarının, ya izleyicilerinin görüşlerini biçimlendirmesiyle ya da yansıtmasıyla ilgilenirler.
 Kitle iletişim araçlarının aşağıdaki alanlardan herhangi ikisindeki etkisini sosyolojik açıdan tartışınız:

Gençlik kültürü.
Tüketici davranışı.
Küçük çocukların davranışı.
Dinsel davranış.”

Bu kitapta da her bölümün sonunda bir düzine dolayında yardımcı kaynak önerilmiş. Birkaç örnek:

P.S. Cohen, Modern Toplum Kuramı.
B. Fay, Toplum Kuramı ve Siyasal Pratik.
A. Beteille, Toplumsal Eşitsizlik.
E. Rosser ve C. Harris, Aile ve Toplumsal Değişim.
T.H. Elkins, Kent Patlaması.
R. Dore, İngiliz Fabrikası - Japon Fabrikası.
W.L. Guttsman, İngiliz Siyasal Eliti.
P. Townsend, İktidar Kavramı.
M. Hill, Din Sosyolojisi.
D.A. Martin, Dinsel ve Dünyasal.
M. Jones, Değişen Dünyada Suç.
W.W. Daniel, İngiltere’de Irk Ayırımı.
P. Evans, Genç Göçmenlerin Tutumları.


AMERİKA’DA KİTAPLA TEDAVİ

Fransızın felsefe tutkusu, İngilizin demokrasi eğitimi derken, Amerika’da da kitaptan yararlanmanın sonsuz olanaklarına örnek olabilecek bir kavramla tanışıyoruz:

Bibliyoterapi.

“Tarihin kaydedildiği andan itibaren, insanlığın davranış ve tutumları yazılı çalışmalardan etkilenmiştir. Kitapların bugün bildiğimiz anlamdaki gelişiminden önce bile, yazılı malzemeler öğretmenler tarafından, kişisel uyum sorunlarını çözmede bireylere yardım etmek için kullanılmıştır. Eskinin pek çok Amerikan okul kitapları (“New England Primer” ve “McGuffey Readers” gibi), yalnızca öğrencilere okumayı öğretme amacıyla değil, karakter, olumlu değerler ve daha iyi bir uyum geliştirmede onlara yardımcı olmak için de kullanılmıştır.

 Çağdaş eğitimcilerin ve danışmanların da içinde bulunduğu çeşitli profesyonel yardımcılar, kitapların yalnızca insanların kişisel uyumunu etkilemediğini, aynı zamanda davranışsal ve duygusal sorunlarını çözmede onlara yardım etmek için araç olarak da kullanılabileceğini fark etmişlerdir. Kitapların bu amaçla kullanılmasına ‘bibliyoterapi’ adı verilmektedir.”

Bu açıklamayı yapan J. A. Pardeck ve J. T. Pardeck’e (4) göre, bibliyoterapinin pek çok tanımı vardır, hepsi de bibliyoterapinin bir kişiye sorunlarını kitaplar aracılığıyla çözmede yardım etme yaklaşımı olduğunda birleşmektedir.

Russell ve Shrodes (1950) bibliyoterapiyi, okuyucunun kişiliği ile edebiyat arasındaki etkileşim süreci olarak tanımlamaktadır. Bu etkileşim bir danışman rehberliğinde yapıldığında duygusal sorunları olan okuyucu olumlu bir değişim yaşayabilir. Kimileri de bibliyoterapiyi, yalnızca duygusal sorunları çözmek için değil, gündelik yaşamda karşılaşılan daha basit sorunları çözmek için de kullanılan bir süreç olarak tanımlamaktadır.

Lindeman ve King (1969) bibliyoterapide üç temel tür ayırt etmektedir:

  • Duygusal sorunlar için,
  • küçük uyum sorunları için,
  • çocukların gelişim gereksinimleri için bibliyoterapi.

Pardeck’e göre bibliyoterapi, okuyucuyu bir kitapla buluşturmaktan daha fazla bir şeydir. Okuyucu, kendisiyle benzer bir sorun yaşayan kitaptaki karakter ile özdeşleşebilmeli, kendi sorunu ile kitaptaki karakterin sorunu arasındaki benzerlikleri görebilmelidir. Danışman psikoloğun rolü, okuyucunun öyküdeki karakterin motiflerini yorumlamasına ve öyküdeki çeşitli karakterler arasındaki ilişkileri anlamasına yardım etmektir. Bibliyoterapi sürecinin bu evresinde (“ özdeşleşme” ve “yansıtma” evresi), öykünün anlamının kavranması ve bu anlamın kendi sorununa uygulanması söz konusudur. Danışman, ikinci evrede okuyucunun bir “yeniden canlandırma” ve “arınma” sürecine girmesine yardımcı olur. Bibliyoterapinin sonuncu evresi ise “içgörü” kazanma ve “bütünleşme” evresidir.

Elbette bibliyoterapinin de birtakım sınırlılıkları vardır. Bibliyoterapinin etkili olabilmesi için yardım alan kişinin okuma alışkanlığının olması gerekmektedir. Bu uygulamada en önemli noktanın uygun kitabın seçilmesi olduğu açıktır. Danışman, çocuğun ya da gencin ilgilerini ve okuma düzeyini dikkate almak zorundadır. Çok zor ya da çok basit bir kitap tedavi sürecini bozabilir. Yayının biçim özellikleri ve kalitesi de çok önemlidir. Amerika’da bibliyoterapi uygulamasında kullanılabilecek kitapların listeleri yayınlanmakta, ilgililer bunlardan haberdar edilmektedir.

“Son 10-15 yılda gençlik romanları önemli ölçüde değişime uğramıştır. Bugün, bu romanlar özel olarak genç okuyucular için yazılmakta ve bunlardan genellikle gerçek ve anlamlı çağdaş sorunlarla karşılaşan genç karakterlere yer verilmektedir. Bu romanlar ortaokul ve lise öğrencilerine yardım etmek için kaynak oluşturmaktadır. Ancak bu gençler bu romanların var olduğunu bilmek ve ışık tuttuğu sorunları tanımak zorundadırlar. Danışmanlar, eğer kendileri kitaplarla tanışık kişilerse, bu bilgiyi gençlere verebilirler.”

T.W. Hipple, J.H. Yarbrough ve J.S. Kaplan (5) bu girişimi yaptıktan sonra, sorunlara göre gruplanmış bir roman listesi veriyorlar.

Sorun grupları şunlar:
Kimlik ve Yabancılaşma.
Spor.
Ölüm ve Ölme.
Uyuşturucu ve Alkol.
Ahlaki İkilemler.
Özürlü Gençlik.
Eşcinsellik.
Ruh Hastalıkları.
Anababalar.
Önyargılar.
Cinsel Saldırı.
Dinsel Baskılar.
Okul.
Seks.
Toplumsal Sorumluluk.
İntihar.
Gençlik Suçluluğu.
Genç Kızların Gebeliği.

Bu başlıkta toplanan romanların hepsi çok yeni, dilimize çevrilmiş değil.
(Yalnızca yabacılaşma ve kimlik kategorisinde tanıdık bir kitap var, Sallinger’ın Gönülçelen adlı romanı)

Bu romanların edebiyat değeri tartışılmamış; ama terapötik değeri olduğu kuşkusuz.

Kitap aracılığıyla yapılan terapi uygulamalarına birkaç örnek:

  • Dağılmış ailelerdeki gençlerin sorunları için öngörülmüş bibliyoterapi;
  • boşanmış ana-babaların çocuklarına yeni-Freud’çu bibliyoterapi yaklaşımı;
  • çocukları edebiyat aracılığıyla çocuk istismarından haberdar etme;
  • özürlü çocukların karşısındaki tutumsal engellerin kitap aracılığıyla yıkılması;
  • roman okumanın çocukların toplumsal tutumlarını değiştirmesi;
  • basılı ve basılı olmayan medya aracılığıyla beden özürlü çocukların tutumlarının değiştirilmesi;
  • çizgi romanların toplumsal bakımdan yalıtılmış çocukların tedavisinde kullanılması, vb.
______________________________
  1. A. Verger, D. Huisman, Nouveau ‘Cours de Philo’, F. Nathan, Nahcy, 1980
  2. A. Roussel, G. Durozoi, Philosophie: Nations et Textes, F. Nathan, 1980
  3. J. Nobbs, B. Hine, M. Flemming, Sociology, MacMillan Education Ltd., Hong Kong, 1983
  4. J.A. Pardeck, J.T. Pardeck, “Bibliotherapy using a neo-Freudian Approach for children of divorsed parents”, The School Counselor, Mart 1985
  5. T.W. Hipple, J.H. Yarbrough, J.S. Kaplan, “Twenty adolescents novels (and more) that counselors should know about”, The School Counselor, Kasım 1984



Bekir Onur | Milliyet Sanat Dergisi - Sayı: 161 - 1 Şubat 1987